Dil Öğrenme Pazarı ve Bilimsel Gerçekler
Dil Öğrenme Pazarı
Globalleşen dünya modeli, ulaşılabilirlik seviyesinin Tanzanya'dan Ankara'ya, hiyerogliflerden kodlamaya, Google Translate'den kulaklıkların çevirmenlik görevini üstlendiği noktaya gelmesiyle birlikte dil öğrenme pazarının payı hızla ve agresif şekilde artmıştır. Bu artış, beraberinde birçok yeni slogan, yöntem ve iddianın ortaya çıkmasına; kitleyi etkilemeyi ve algıyı şekillendirmeyi hedefleyen marjinal, sözde yöntemlerin çoğalmasına neden olmuştur.
Bir dilbilimci olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki "1 ayda 1 dil", zihin kodlaması, hafıza teknikleri, hipnozla kelime öğrenme gibi hız, akıcılık ve zaman verimi vadeden hiçbir yaklaşımın dilbiliminde bir karşılığı yoktur. Literatürde bu iddiaları destekleyen hiçbir bilimsel veri veya çalışma bulunmadığını özellikle vurgulamak isterim.
Chomsky ve Dönüşümsel-Üretimsel Dilbilgisi
1960'lardan bu yana dilbilim alanında ortaya çıkan kuramsal yenilikler, yabancı dil öğretiminin temel yönelimlerini derinden etkilemiştir. Bu dönüşümün merkezinde, Noam Chomsky'nin geliştirdiği dönüşümsel-üretimsel dilbilgisi (transformational-generative grammar) modeli yer almaktadır. Chomsky'nin yaklaşımı, dilin yalnızca yüzeysel söz dizimi kurallarından ibaret olmadığını; insan zihninde işleyen evrensel dilbilgisi (universal grammar) ilkeleri tarafından yönlendirildiğini ileri sürer.
Dönüşümsel-üretimsel yaklaşımın temel tezi, her dilsel ifadenin iki düzeyde ele alınması gerektiğidir: yüzey yapı (surface structure) ve derin yapı (deep structure). Bu model, doğal dilin yalnızca görünen sözcük sıralarından oluşmadığını; anlam, ilişki ve kategorilerin zihinsel düzeyde örgütlendiğini savunur.
Bu nedenle dil öğrenimi; mekanik tekrar, kalıp ezberleme ya da hız odaklı tekniklere indirgenemeyecek kadar karmaşık bir bilişsel süreçtir.
Pratik Uygulaması
Dönüşümsel dilbilgisi, dil öğrenimine önemli katkılar sağlayarak öğrencilerin cümlelerin yalnızca görünen biçimlerini değil, altında yatan anlam ilişkilerini ifade eden derin yapıyı kavramalarına yardımcı olur. Bu yaklaşım sayesinde öğrenenler aktif–pasif gibi cümle dönüşümlerini daha kolay uygular ve konuşma ile yazmada daha doğal, akıcı ifadeler üretebilir.
Örnek
Yüzey yapı: "The student completed the test."
Derin yapı: "The assignment was completed by the student."
Her iki cümle aynı anlamı taşımasına rağmen biçimsel olarak farklıdır. Dil öğreniminde başarıyı belirleyen, hedefinizin ne olduğunu ve bunu hangi biçimsel yapılarla ifade edebileceğinizi bilmektir.
Sonuç
Dil öğretiminin temeline hafıza teknikleri, refleks geliştirme çalışmaları ya da kısa süreli eğitimlerde sunulan pratik yöntemlerin yerleştirilmesi, dilin bilişsel ve yapısal karmaşıklığını açıklamakta yetersiz kalır. Dil öğreniminde başarıyı belirleyen, hedefinizin ne olduğunu ve bunu hangi biçimsel yapılarla ifade edebileceğinizi bilmektir; sözde zaman kazandıran yöntemler değil.